• Diller
Language (Türkçe)
  • Українська (UA)
  • Русский (RU)
  • English (EN)
  • Deutsch (DE)
  • Français (FR)
  • Español (ES)
  • Беларуская (BY)
  • Български (BG)
  • Polska (PL)
  • Čeština (CZ)
  • Slovenský (SK)
  • Lietuvių (LT)
  • Latvijas (LV)
  • Nederlands (NL)
  • Português (PT)
  • Italiano (IT)
  • Svenska (SV)
  • Norsk (NO)
  • Dansk (DK)
  • ქართული (GE)
  • Română (RO)
  • Magyar (HU)
  • Ελληνικά (EL)
  • Deutsch (AT)
  • العربية (AR)
  • Türkçe (TR)
  • Azərbaycan (AZ)
  • Татарча (TAT)
  • 日本語 (JP)
  • 中文 (CN)
  • 한국어 (KR)

    Logo

    support informnapalm
    Navigation
    • Ana sayfa
    • Haberler
      • Donbas
      • Kırım
      • Suriye
      • Dünya
      • Analitik
      • Diğer
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • Dil

    Venezuela’dan sonra Küba: Ara seçimler öncesinde ABD baskısının artabileceğine dair işaretler

    By 2476 | on 2026-10-29 | 0 Comment | Dünya | Haberler | OSINT
    • ua
    • tr
    • sv
    • kr
    • at

    Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump ve yakın çalışma arkadaşları, 3 Kasım 2026’da yapılacak Kongre ara seçimlerinden önce Küba üzerindeki baskıyı önemli ölçüde artırabilir. Askerî bir güç gösterisi, sınırlı bir harekât ya da Küba yönetimini siyasî tavizler vermeye zorlamak amacıyla kuvvet kullanma tehdidinde bulunmak, olası seçenekler arasındadır.

    Küba üzerindeki baskıyı artırma planının ardında, Cumhuriyetçilerin seçim kampanyasının son günlerinde kendi lehlerine kullanabilecekleri bir dış politika başarısı elde etme hesabı yatıyor olabilir. Amerikan makamlarının açıklamaları ve ortaya çıkan diğer işaretler, gelişmelerin yakından incelenmesini gerektiriyor. Bununla birlikte, askerî müdahale kararı alındığını gösteren herhangi bir kanıt henüz kamuoyuna açıklanmış değildir.

    Yazar ve inceleme hakkında

    Bağımsız araştırmacı gazeteci Andriy Luçkov, Amerikan siyaseti, jeopolitik meseleler ve Amerika Birleşik Devletleri’nin askerî ve siyasî stratejileri üzerine çalışmalar yapmaktadır. Özellikle önemli dış politika kararlarının habercisi olabilecek açık kaynak bilgilerine (OSINT) önem vermektedir.

    Luçkov daha önce İran ve Venezuela’daki gelişmeleri, doğrudan Amerikan askerî müdahalesi ihtimali de dâhil olmak üzere incelemiştir. Eylül 2025’te yayımladığı bir yazıda ele aldığı senaryolar, Amerika Birleşik Devletleri’nin 3 Ocak 2026’da Venezuela’da gerçekleştirdiği askerî harekâtın ardından yeniden önem kazanmıştır.

    Bu incelemede Küba’ya ilişkin işaretler ve Trump yönetiminin ara seçimler öncesinde değerlendirebileceği tedbirler ele alınmaktadır.

    Küba ve Amerikan askerî harekâtı ihtimali

    Havana üzerindeki baskının artırılması, Trump yönetimine dış politika gündemini kısa sürede değiştirme imkânı sağlayabilir. Küba asıllı Dışişleri Bakanı Marco Rubio açısından Havana’daki siyasî durumun değişmesi, tarihî bir başarı olarak görülebilir. Böyle bir gelişme, Rubio’nun ileride başkanlığa aday olmayı düşünmesi hâlinde siyasî konumunu güçlendirmesine de yardımcı olabilir. Trump ise sürecin başlıca siyasî aktörü olmaya devam edecektir. Dolayısıyla olası bir başarının getireceği itibardan yararlanabileceği gibi başarısızlığın da başlıca sorumlusu olacaktır.

    Amerika Birleşik Devletleri uzun yıllardır Küba’daki komünist yönetime karşı sert bir politika izlemektedir. Son gelişmelerin Washington’un alışılmış söyleminin ötesine geçip geçmediği henüz belli değildir. Bu nedenle resmî açıklamaların, askerî hazırlıkların ve diplomatik temasların zaman sırasına göre değerlendirilmesi gerekmektedir.

    Eylül ayında SOUTHCOM’un askerî planlaması

    25–26 Eylül tarihlerinde CBS News, Amerikan Kara Kuvvetleri Yedek Komutanlığının kurum içi bir talebini haberleştirdi. Talepte, gerektiğinde Amerika Birleşik Devletleri Güney Komutanlığına (SOUTHCOM) destek verebilecek altı tür askerî birliğin göreve hazırlık durumunun değerlendirilmesi isteniyordu. Bunlar arasında askerî inzibat, sağlık personeli, askerî cerrahlar, istihkâm birlikleri ve lojistik birimler bulunuyordu. Birliklerin göreve hazır hâle getirilmesi için 90 ila 120 günlük bir süre öngörülüyordu.

    Burada dikkat çekici olan husus, belgede Küba’nın adının açıkça geçmemesidir. Bununla birlikte bazı Amerikan yetkilileri, CBS News’e söz konusu talebin Küba’ya ilişkin devam eden askerî planlama faaliyetleriyle bağlantılı olduğunu bildirdi. O tarihte bu birliklerin görevlendirilmesi için herhangi bir emir verilmemişti. Belgede kaç askere ihtiyaç duyulacağı, birliklerin nereye konuşlandırılacağı veya hangi harekâta destek verecekleri de belirtilmiyordu.

    Buna rağmen talep edilen birliklerin niteliği üzerinde durulmaya değerdir. Askerî inzibat, lojistik birimler, istihkâm birlikleri ve ileri bölgelerde görev yapabilecek cerrahi ekipler yalnızca askerî güç gösterileri için kullanılmaz. Bu unsurlara uzun süreli harekâtların desteklenmesinde, güvenliğin sağlanmasında, tahliye faaliyetlerinde ve yaralıların tedavisinde de ihtiyaç duyulabilir.

    Şüphesiz askerî planlama yapılması, kuvvet kullanılmasına ilişkin siyasî bir karar alındığı anlamına gelmez. Amerikan Silahlı Kuvvetleri çeşitli kriz ihtimallerine karşı düzenli olarak planlar hazırlamakta, fakat bunların pek çoğu hiçbir zaman uygulanmamaktadır. Bu bakımdan CBS News’in aktardığı bilgiler yaklaşan bir saldırının kanıtı sayılamaz. Bununla birlikte, ciddiye alınması gereken bir işarettir.

    20–23 Ekim’de Küba’nın suçlamaları ile Trump ve Rubio’nun açıklamaları

    20 Ekim’de Küba makamları, devlete ait tesislere yönelik silahlı saldırılar için şüpheli hazırlıklar yapıldığını bildirdi. Havana’ya göre bu tür saldırılar, ülke içinde bir ayaklanmayı kışkırtmak ve Amerikan müdahalesine bahane yaratmak amacıyla kullanılabilirdi. Bu suçlamalar, bir Amerikan harekâtına ilişkin bağımsız kaynaklarca doğrulanmış bilgiler olarak değil, Küba hükûmetinin iddiaları olarak değerlendirilmelidir.

    Washington’un niyetlerini değerlendirmek bakımından 23 Ekim’deki gelişmeler daha fazla önem taşımaktadır. Donald Trump, Florida eyaletinin Fort Myers kentinde düzenlenen bir seçim toplantısında, İran ile yaşanan çatışma sona erdikten sonra Amerika Birleşik Devletleri’nin Küba meselesini ele alacağını söyledi. Dinleyicilerden gelen bir soruya cevap verirken Amerikan savaş gemilerinin Küba kıyılarının yakınından geçebileceğini, gemilerden birinin de ada açıklarında kalabileceğini anlattı. Trump’ın açıklamasına göre bundan sonra Marco Rubio, Küba yönetimiyle müzakereleri sonuçlandıracaktı.

    Trump’ın sözleri, önceden hazırlanmamış bir açıklama olarak değerlendirilebilirdi. Ancak aynı gün Rubio, siyasî değişim isteyen Kübalılara gizli kanallardan Amerikan Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) ile temas kurarak iş birliği yapmaları çağrısında bulundu. CIA da İspanyolca benzer bir çağrı yayımladı.

    Böylece hemen hemen aynı anda iki ayrı işaret ortaya çıktı. Amerikan Başkanı, Küba’ya askerî baskı uygulanabileceğini kamuoyu önünde dile getirirken Dışişleri Bakanı da Küba vatandaşlarını Amerikan istihbaratıyla iş birliğine çağırdı. Bu açıklamaların tesadüfen aynı zamana mı rastladığı, yoksa Havana üzerindeki siyasî baskıyı artırmayı amaçlayan eşgüdümlü bir kampanyanın parçaları mı olduğu incelenmeye değerdir.

    Amerikan makamlarının Küba’ya ilişkin açıklamaları ve diğer işaretler

    Amerikan makamlarının Küba’ya ilişkin açıklamaları ve diğer işaretler.

    24 Ekim’de SOUTHCOM komutanından gelen destek

    Ertesi gün SOUTHCOM Komutanı General Francis Donovan, Kübalılara seslenerek siyasî değişim için ortaya çıkan fırsattan yararlanmaları çağrısında bulundu. Bu mesaj, CIA’nın önceki çağrısıyla bağlantılı olarak SOUTHCOM’un resmî hesabından yayımlandı. Böylece mesele artık yalnızca başkan ve dışişleri bakanının siyasî açıklamalarından ibaret değildi. Karayipler bölgesinden de sorumlu olan Amerikan askerî komutanlığı, Küba’ya yönelik kamuoyu kampanyasına katılmış oldu.

    Amerikan askerî komutanlığı normal şartlarda ülkenin dış politika hedeflerini kendi başına belirlemez. Bu nedenle SOUTHCOM komutanının kampanyayı açıkça desteklemesi, Amerikan yönetiminin farklı kurumları arasında kamuoyuna yönelik mesajların en azından belli ölçüde koordine edildiğini düşündürmektedir. Bu, askerî bir saldırının hazırlanmakta olduğunun kanıtı değildir. Ancak farklı Amerikan kurumlarının Havana üzerindeki baskıyı giderek daha eşgüdümlü biçimde artırdığına işaret etmektedir.

    26 Ekim’de diplomatik ve askerî makamlar arasındaki temaslar

    26 Ekim’de Amerika Birleşik Devletleri’nin Küba’daki diplomatik temsilciliğinin başında bulunan Mike Hammer’ın General Francis Donovan ile görüşmesi dikkat çekici bir başka gelişmeydi. Amerikan Büyükelçiliği görüşmeyle ilgili olarak “Küba konusunda görüşülecek pek çok mesele var” açıklamasını yaptı. Görüşmede hangi konuların ele alındığı ise kamuoyuna açıklanmadı.

    Mike Hammer ile General Francis Donovan

    Mike Hammer ile General Francis Donovan.

    Bir diplomatın bölgesel bir askerî komutanlığın başındaki generalle görüşmesi, tek başına olağan dışı bir olay değildir. Ancak bu görüşme, Beyaz Saray, Dışişleri Bakanlığı, CIA ve SOUTHCOM tarafından yapılan bir dizi açıklama ve girişimin ardından gerçekleşti. Amerikan askerî makamları olası harekâtlarda özel nitelikli birliklerden yararlanma imkânını araştırırken başkan da Küba yakınlarında askerî güç gösterisinde bulunulabileceğini kamuoyu önünde dile getirmişti.

    Aynı dönemde Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Kübalıları Amerikan istihbaratıyla iş birliğine çağırmış, SOUTHCOM komutanı ise adada siyasî değişimi amaçlayan kamuoyu kampanyasına destek vermişti. Bunlara diplomatik ve askerî makamlar arasındaki görüşmeler de eklendi. Bu gelişmelerin her biri, devlet kurumlarının olağan faaliyetleri çerçevesinde açıklanabilir. Ancak birlikte değerlendirildiklerinde, Havana’ya karşı siyasî, istihbarî ve askerî alanlarda yürütülen kapsamlı bir Amerikan baskısına işaret etmektedirler.

    Havana’nın tepkisi ve Granma gazetesindeki yazı

    26 Ekim’de Küba Komünist Partisi Merkez Komitesinin resmî yayın organı Granma, Raúl Antonio Capote imzasıyla “Hands up: only to declare, with conviction” başlıklı bir yazı yayımladı. Yazı, Trump’ın Fort Myers’daki seçim toplantısında yaptığı açıklamaları ele alıyordu. Capote, alt başlıkta başkanın konuşmasını “jeopolitik bir vodvil” olarak nitelendirmişti.

    Granma gazetesinin Trump’ın Küba hakkındaki açıklamalarına ilişkin yazısı

    Granma gazetesinin Trump’ın Küba hakkındaki açıklamalarına ilişkin yazısı.

    Granma’daki yazı, Küba parti basınının Washington’dan gelen sert açıklamalara verdiği açık bir karşılık olarak değerlendirilebilir. Böyle bir yorum doğruysa, Trump’ın sözlerinin Havana’da dikkatle izlendiğini ve siyasî bir mesaj olarak algılandığını gösterir. Ancak bu tepki, bir istilanın hazırlandığını veya somut bir Amerikan harekât planının bulunduğunu doğrulamaz.

    Bununla birlikte Granma’nın tepkisi, taraflar arasında süregelen propaganda mücadelesinin bir parçası olarak önem taşıyor. Amerikan yetkilileri siyasî, istihbarî ve askerî alanlarda benzer mesajlar verirken Küba yönetimi de kendisine yakın basın aracılığıyla kamuoyuna vereceği karşılığı şekillendirebiliyor.

    Ara seçimlerin muhtemel etkileri

    3 Kasım’da Amerika Birleşik Devletleri Kongresi için ara seçimler yapılacaktır. 27 Ekim itibarıyla seçimlere yalnızca bir hafta kalmıştır. Bu nedenle kalan süre Cumhuriyetçiler açısından özellikle önemlidir. Trump yönetimi aynı zamanda İran’a karşı yürütülen savaşın siyasî sonuçları, yükselen enerji fiyatları ve hayat pahalılığının Amerikan halkında yarattığı yaygın endişelerle karşı karşıyadır.

    Benzin veya gıda fiyatlarında birkaç gün içinde kayda değer bir değişiklik sağlamak fiilen çok güçtür. Buna karşılık kısa sürede belirgin ve dikkat çekici bir sonuç veren bir dış politika girişimi, özellikle Küba’ya yönelik olması hâlinde, seçim kampanyasının son günlerindeki siyasî gündemi teorik olarak etkileyebilir.

    Florida’da kalabalık bir Küba kökenli Amerikan topluluğu yaşamaktadır. Bu topluluğun önemli bir bölümü için Havana’ya yönelik Amerikan politikası hâlâ önemli bir meseledir. Trump’ın büyük yankı uyandıran açıklamalarını Florida’da yapmış olması da dikkat çekicidir. Dolayısıyla yönetimin Küba meselesini yalnızca millî güvenlik ve dış politika açısından değil, iç siyasette doğurabileceği sonuçlar bakımından da değerlendirmesi ihtimali göz ardı edilemez.

    Bir askerî harekâtın Cumhuriyetçiler açısından muhtemel sonuçları

    Siyaset biliminde kullanılan “rally around the flag” kavramı, uluslararası krizler veya askerî çatışmalar sırasında halkın ülke yönetimine verdiği desteğin geçici olarak artabilmesini ifade eder. Kısa süren ve başarıyla sonuçlanan bir askerî harekât, teorik olarak işbaşındaki yönetime verilen desteği artırabilir.

    Ancak askerî bir harekâtın vatanseverlik duygularını güçlendirmesi ve bunun seçim başarısına dönüşmesi kendiliğinden gerçekleşecek bir sonuç değildir. Harekâtın niteliği, kamuoyunda nasıl karşılandığı, elde edilen sonuçlar ve ödenen bedel belirleyici unsurlardır.

    Trump yönetimi sınırlı bir harekâtla belirlediği hedeflere kısa sürede ve büyük kayıplar vermeden ulaşırsa bazı seçmenler bunu Amerikan gücünün bir gösterisi olarak değerlendirebilir. Böyle bir durumda Cumhuriyetçiler, teorik olarak seçmenlerini belli ölçüde harekete geçirebilir.

    Ancak gelişmeler aksi yönde de seyredebilir. Amerikan askerlerinin hayatını kaybetmesi, Küba’da sivil kayıpların yaşanması, askerlerin esir düşmesi, çatışmanın uzaması veya ikna edici sonuçlar elde edilememesi, harekâtı siyasî bakımdan ağır bir yüke dönüştürebilir. Seçmenler müdahaleyi, dikkatleri ülkenin ekonomik sorunlarından başka yöne çekme girişimi olarak görürse bu tehlike daha da büyüyecektir.

    Üstelik milyonlarca Amerikalı oylarını şimdiden kullanmıştır. Seçim kampanyasının son haftasında meydana gelecek olaylar, öncelikle henüz oy vermemiş seçmenleri etkileyebilir. Bu nedenle askerî bir harekâtın siyasî sonuçları büyük ölçüde belirsizdir.

    Venezuela örneğinin önemi

    Benzer bir inceleme yöntemi daha önce İran çevresindeki gerilimi değerlendirmek amacıyla kullanılmıştı. Luçkov, çatışmalar başlamadan önce doğrudan askerî tırmanma ihtimalini ele almıştı. Ancak geçmişteki bu öngörü, yeni bir askerî harekâtın kaçınılmaz olduğu anlamına gelmez. Öngörülerin ne ölçüde isabetli olduğu, ilk nasıl ifade edildikleri, ne zaman yayımlandıkları ve olayların gerçekte nasıl geliştiği dikkate alınarak değerlendirilmelidir.

    Venezuela’da yaşananlar, Küba çevresindeki gelişmelerin değerlendirilmesi bakımından özellikle önemlidir. Luçkov, Eylül 2025’te Amerika Birleşik Devletleri’nin Karayipler’de artan askerî varlığını, yaptırımlar yoluyla uyguladığı baskıyı, uyuşturucu kaçakçılığına karşı yürüttüğü faaliyetleri ve Venezuela topraklarına yönelik muhtemel saldırılara ilişkin işaretleri incelemişti. Bu incelemede Washington’un askerî güç gösterilerinden doğrudan askerî müdahaleye geçebileceği ihtimali ele alınıyordu.

    3 Ocak 2026’da Amerika Birleşik Devletleri, Nicolás Maduro’nun yakalandığı bir harekât gerçekleştirdi. Elbette bu, Küba’daki gelişmelerin de aynı seyri izleyeceği anlamına gelmez. İki ülkenin siyasî, askerî, coğrafî ve uluslararası şartları birbirinden farklıdır.

    Bununla birlikte Venezuela örneği, Trump yönetiminin Batı Yarımküre’de siyasî hedeflerine ulaşmak için doğrudan askerî güç kullanmayı değerlendirmeye hazır olduğunu göstermektedir. Bu nedenle Küba hakkındaki son açıklamalar, seçim öncesinde kullanılan popülist söylemler olarak peşinen bir kenara bırakılamaz.

    Üç muhtemel senaryo

    Eldeki bilgiler ışığında üç olası senaryo ortaya çıkmaktadır. İlk senaryoda Washington, Havana üzerindeki ekonomik, askerî ve siyasî baskıyı artırmaya devam ederken Küba yönetimini taviz vermeye zorlamak için kamuoyunu etkilemeye yönelik faaliyetlere de başvurur. Böyle bir durumda askerî faaliyetler, Amerika Birleşik Devletleri’nin doğrudan kuvvet kullanmasına gerek kalmadan, esas olarak müzakerelerde bir baskı aracı işlevi görür.

    İkinci senaryo, sınırlı bir askerî güç gösterisi veya harekâttır. Amerikan savaş gemileri, güç gösterisinde bulunmak amacıyla Küba’ya yaklaşabilir. Washington ayrıca deniz ablukası uygulamayı veya Küba hükûmetine karşı kararlı bir adım olarak sunabileceği başka bir sınırlı tedbire başvurmayı düşünebilir. Analize göre önümüzdeki birkaç gün içinde böyle bir gelişme yaşanması ihtimali göz ardı edilemez.

    Üçüncü senaryo ise daha geniş çaplı bir askerî harekâttır. Böyle bir müdahale çok daha büyük riskler taşıyacak, daha karmaşık hazırlıklar gerektirecek ve sonuçları önceden kestirilemeyecek gelişmelere yol açabilecektir. Kamuoyuna açıklanan bilgiler, böyle bir kararın alındığı veya geniş çaplı bir harekâtın yakın olduğu sonucuna varmak için şimdilik yeterli değildir. Buna karşılık CBS News’in Amerikan Silahlı Kuvvetlerinin hazırlık planlamasına ilişkin haberleri, çeşitli askerî seçeneklerin incelendiğini göstermektedir.

    Sonuç – Karayipler’de yeni bir Amerikan harekâtı ihtimali

    27 Ekim 2026 itibarıyla Amerika Birleşik Devletleri’nin Küba’ya karşı askerî harekât düzenleme kararı aldığını ileri sürmek için yeterli kanıt bulunmamaktadır. Bununla birlikte, böyle bir gelişme ihtimalini gerçek dışı bir siyasî kurgu olarak reddetmek de aceleci bir değerlendirme olacaktır. Kısa süre içinde Beyaz Saray, Dışişleri Bakanlığı, CIA ve SOUTHCOM’dan gelen açıklamalar ve diğer gelişmeler, Amerikan yönetiminin Küba’ya yönelik tutumunda dikkat çekici bir hareketlilik olduğunu göstermektedir.

    Olası açıklamalardan biri, yönetimin ara seçimlerden önce dış politikada hızla sonuç almayı hedeflemesidir. Bu, incelenmeye değer bir varsayımdır. Ancak Trump’ın yalnızca seçimlerde kendisine avantaj sağlayabileceği düşüncesiyle yeni bir askerî çatışma başlatmaya hazır olduğu sonucuna varmak için henüz erkendir.

    Ocak 2026’da Venezuela’da yaşananların ardından, Karayipler’de ani bir Amerikan askerî harekâtı düzenlenmesi ihtimali artık yalnızca teorik bir olasılık olarak görülemez. Bu nedenle önümüzdeki günlerde yaşanacak gelişmelerin yakından izlenmesi önem taşıyor. Washington, Küba konusunda yeni bir dış politika hamlesine girişebilir. Ancak askerî harekât kararı alındığını gösteren herhangi bir kanıt henüz bulunmuyor.

    Bu yazı, Andriy Luçkov tarafından İnformNapalm için özel olarak hazırlanmıştır.


    İnformNapalm’dan diğer makaleleri okuyun

    • Wildberries, İHA saldırıları ve siber operasyonların çapraz ateşinde
    • Ukrayna Donanması’ndan Kırım’daki Bastion kıyı füze sistemine saldırı
    • Rusya’nın 2026–2027 İHA tehdidi ve Ukrayna’dan NATO’ya çıkarılacak dersler

    İnformNapalm'ın Türkçe versiyonu Kaynak belirtilmesi koşuluyla materyal serbestçe paylaşılabilir ve yeniden yayımlanabilir. Creative Commons – Attribution 4.0 International – CC BY 4.0. İnformNapalm’ı Facebook, X, Slate (Sl8) ve Telegram’da takip edin.

    İnformNapalm hiçbir devletten veya kurumsal sponsordan mali destek almamaktadır. Faaliyetleri yalnızca bireysel gönüllülerin ve okurların gönüllü katkılarıyla finanse edilmektedir. Ayrıca BuyMeACoffee aracılığıyla aylık küçük bağışlar yaparak İnformNapalm’ı destekleyebilirsiniz.

    Tags: ABDABD ara seçimleri 2026ABD-Küba ilişkileriAmerikan dış politikasıaskerî müdahaleCIADonald TrumpjeopolitikKarayiplerKübaKüba kriziMarco RubioOSINTSOUTHCOMVenezuela

    Recent Posts

    • Rosatom ve Paks II: Macaristan’daki gösteri hazırlıklarında Rus dış istihbaratının izleri

      2026-10-26 - 0 Comment
    • Rusya’nın gölge filosunda bayrak değişiklikleri ve sahte mevki bildirimleri

      2026-10-23 - 0 Comment
    • #BabakovLeaks – Aleksandr Babakov’un Fransa bağlantıları ve Rusya’nın nüfuz ağı

      2026-10-19 - 0 Comment

    Related Posts

    • #BabakovLeaks – Aleksandr Babakov’un Fransa bağlantıları ve Rusya’nın nüfuz ağı

      2026-10-19 - 0 Comment
    • Rus dezenformasyonu sahte haberlerle yayılıyor, yapay zekâ servisleri de bu iddiaları gerçekmiş gibi aktarıyor

      2026-10-12 - 0 Comment
    • Rusya’nın Kurier robotik kara sistemi ve geliştiricilerinin Çinli şirketlerle bağlantıları

      2026-10-03 - 0 Comment

    Author Description

      Comments are closed.
      İnformNapalm'ı küçük bir bağışla destekleyin

      Tam ölçekli işgale katılan Rus askeri birliklerinin veritabanı
      Ukrayna'dan Türkçe haberler
      Donbas Alevler İçinde - Çatışma Bölgesi Rehberi

      "Donbas Alevler İçinde - Çatışma Bölgesi Rehberi" kitabını okuyun. Prometheus Merkezi tarafından yayınlanan bu eser, araştırmacılar, savunma uzmanları, gazeteciler, diplomatlar ve Ukrayna'nın doğusundaki savaş hakkında daha fazla bilgi edinmek isteyen herkes için değerli bir kaynaktır. Bu kitabı okuyarak, bölgedeki karmaşık dinamikleri ve mevcut durumu daha iyi anlayabilirsiniz.

      Ücretsiz PDF indirin

      Ukrayna'dan Türkçe Haberler

      İnformNapalm, Rusya'nın Ukrayna'ya karşı yürüttüğü savaş hakkında derlenmiş gerçekleri, Rus işgalcilerle ilgili ayrıntıları ve Rus hibrid savaşıyla ilgili haberleri yayınlayan köklü bir çevrimiçi kaynaktır. Toplanan bilgilerin yanı sıra videolar, fotoğraflar, uydu görüntüleri ve sosyal medya da işlenmektedir. Düşman hatlarının arkasındaki içeriden kaynaklarımız çalışmalarımızda önemli bir rol oynamaktadır. İnformNapalm'ın gönüllüleri, Ukrayna'daki savaşta yer alan Rus silah türleri ve askeri birliklerine ilişkin benzersiz bir interaktif veri tabanı geliştirmiştir. Doğruluk kontrolü, doğrulama, medya izleme ve Rus dezenformasyonuna karşı koyma da çalışmalarımızın önemli bir parçasıdır. Ayrıca İnformNapalm, Gürcistan, Suriye, Doğu ve Orta Avrupa'daki diğer ülkeler ve Orta Doğu'da devam eden hibrid çatışmalarda Rus rejiminin gerçek rolü hakkında dünyayı bilgilendirmektedir İnformNapalm'ı nasıl destekleyebileceğiniz hakkında daha ayrıntılı bilgi alabilirsiniz.

      CC BY 4.0 - Makalede aksi belirtilmedikçe tüm içerik Creative Commons 4.0 Uluslararası Lisansı altında lisanslanmıştır.

      ETİKETLER

      AGİT Belarus Cyber Resistance Donbas Donbass InformNapalm KIRIM NATO OSINT Rusya Ukrayna Ukrayna'dan haberler
      • Ana sayfa
      • Gizlilik Politikası
      • İletişim
      • Diller
      © 2014–2026. İnformNapalm. Tüm hakları saklıdır.